Hayal kırıklıklarıyla ördüm ruhumun etrafını… Yaklaştırmıyorum kimseyi… Zaten daracık oldu… Kuruyunca büyür demişlerdi ama tam tersine çekti hayallerim, cam kadar keskinleştiler sonra. Aslında bu kadar can yakacağını tahmin etmemiştim ilk onlara dokunduğumda. O kadar sıcaktılar ki sanki masallar gibi. Ama bu başıma gelenden hiçbir çocuk kitabında bahsetmiyorlardı. Hep mutlu sonlar iyi adamlar vardı onlarda. Kimse masalların gerçek hallerini anlatma ki bana. Deselerdi keloğlan anacığını kazana atıp kaynatmış evden çıkıp sultanı kaçırabilmek için. Ya da kırmızı başlıklı kız kurdu katletmiş. Her şeyi tozpembe anlattılar bana; ben de sandım ki hayal kurunca öyle olacak ama masallar bile sahteyken nasıl bilebilirim gerçeği. Yürüdüğüm yolun doğru olduğunu nerden bilebilirim.
Ruhum acıyor her değdiğinde kabuğa; ama çözemiyorum artık. O kadar çok ki kuruyan, ölen, boşa giden çabalar ilişkiler umutlar hayaller. Arapçası misali birbirine girdi hepsi. Biri yardım etse bana belki çözerim. Ama nerde o biri kim o biri… Hem nasıl güveneceğim ben o birine ya o kadar yakınken ruhuma hançerlerse beni… O zaman yiter giderim işte.
Hep ikilem hep muamma… Bir seçimde kolay olsaydı keşke; önüme hayat gümüş tepsiyle.
Gülüyorsun değil mi hayat; o zaman nasıl eğleneceksin. Bu kozmik şakada bana daha fazla nasıl acı çektireceksin.
Ama inadına gülümseyeceğim bu gece… Sana inat hayata inat gülümseyeceğim… Bir arkadaşımın dediği gibi ama gülücük
22.08.2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder