
Ilık bir sonbahar günüydü. Eylüle inat güneş açmış aydınlatmıştı günü. Hafif hüzünle esen ılık rüzgâr saçlarını dağıtmıştı Meltem’in. Genç kız, kızıl perçemli siyah düz saçlarını düzelttikten sonra istasyona doğru ilerlemeye başladı.
Sonbahar hala buradayım dercesine soğuk bir rüzgâr savurdu ona doğru. Rüzgârdan mıdır bilinmez bir titreme aldı vücudunu kısa bir süre. Ardından sonbahara inat güneş ışıklarının doldurduğu istasyonun geniş ferah ve doğal olarak hüzünlü holüne adımlarını attı. Aslında bu yolculuğu yapmak isteyip istemediği konusunda hala kararsızdı. Daha burada yapması gereken şeyler vardı Ve o esnada ilk anonsu duydu; “14.00 hareketle İstanbul yönüne gidecek olan tren 1. Perondadır. Yolcularımızın trende yerlerini almaları rica olunur”.
Bu anonsla yolculuk isteği bir kez daha depreşip kararsızlık bulutlarını uzaklaştırdı zihninden. Evine gitmeyeli baya zaman olmuştu aslında. Hastalığı sebebiyle Ankara da ikamet etmek zorunda kalmıştı. Ama artık hastaneyle bir işi kalmamıştı artık. Biletini kontrol etti; 9. vagon 27 numara. Sakin adımlarla yavaş yavaş perona doğru ilerlemeye başladı. Günün güzelliğinden midir nedir herkes çok huzurluydu. Yüzüne bir gülümseme yerleştirdi ve yürümeye devam etti. Tam adımlarını hızlandırmıştı ki soğuk rüzgâr daha bir güçlü çarptı ona bu sefer. Rüzgârın neden olduğu titreme geçtiğinde etrafına bakındı rüzgârın nerden geldiğini görmek için ama bir kaynak bulamadı. Birkaç adım gerilemişti istemsizce bu esnada. İkinci anons geldi o esnada; ”5 dakika sonra hareketle İstanbul yönüne gidecek olan tren 1. Peronda hazırdır. Yolcularımızın trende yerlerini almaları önemle rica olunur.” Az vakti kaldığını anlayan ve yapı itibariyle aceleci olan Meltemin kafasında ki düşünceler yine darmadağın oldu ve hızlı adımlarla perona doğru ilerlemeye başladı. Pek fazla eşyası olmaması bu eylemini rahatlatmıştı. Bir elinde çantası diğer elinde bileti diğer yolcuların arasında hızla ilerledi.
Annesine ve çok sevdiği eşine kavuşacak olmanın mutluluğuyla kalbi daha bir hızlı atıyordu. Kalp atışının ritmine uyarak attığı adımlarla vagonuna doğru ilerledi. Açık havadan olsa gerek kapıdan girmek üzereyken bir titreme daha aldı vücudunu. Arkasını döndü son bir kez daha baktı şehr-i Ankara’ya. Ve vagonunda yerini almak üzere trene bindi.
Soğuk bir hastane odasında doktorlar tiz ve sabit bir sesle sessizliği bozan cihazı kapattılar. Doktor hemşireye seslendi. Ölüm tarihini işleyelim. Yaşlı kadının üzerine örtüyü çekmeyi tamamlayan hemşire eline doldurması gereken evrakları aldı ve doktorun dedikleri doğrultusunda tarihi yazdı.
Ölüm günü: 28.9.2010,
Ölüm saati: 14.00.
____
Orkun Kocatürk
28.09.2010
Not: Büşra Akkaş'ın fotoğrafından ilham alarak yazdığım bir şeyler. Fotoğraf sahibi Büşra Akkaş'a teşekkürler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder